Tatil için yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gittiniz ve ne yiyeceğinizi bilmiyor musunuz? İşte size hazırladığımız bu rehberle siz de Kıbrıs tatillerinizde gastronomik bir ziyafet yaşayabilirsiniz!

Ferhat Şef, Mete ve Turgut’un uğradığı mekanlar sıralı liste;

1. GÜN
• Cafe Baygün – https://maps.app.goo.gl/iaDbooDPEBoSVpyj6
• Hamur – https://maps.app.goo.gl/fgYW6rsbKXJQawQe8
• Saraba Ev Yemekleri – https://maps.app.goo.gl/k67EARvRhcGaUWCN7
• Özerlat Coffee – https://maps.app.goo.gl/3eqqKjdeoz5C1Wfh6
• Ahmet Kanan Sütlü Mamülleri – https://maps.app.goo.gl/KR5kG6x3JgBzpGgv8
• Bereket Fırını – https://maps.app.goo.gl/KKCxMFj2Mrq79LDV7
• Çember Restaurant – https://maps.app.goo.gl/VN4kgaDdjYfubsyi9
• Mamülcüoğlu – https://maps.app.goo.gl/rvP6V6DdZvScXJDC9

2. GÜN
• Gustav Roasting Co. – https://maps.app.goo.gl/BMicoXNfeNJZKEnB7
• Bereket Fırını – https://maps.app.goo.gl/KKCxMFj2Mrq79LDV7
• Sabır Lokantası – https://maps.app.goo.gl/AeygyHXHWhm1YxAAA
• Budak Pastanesi – https://maps.app.goo.gl/CaGtPSdbyaz5XAaZ7
• Altınöre Fırın Kebap – https://maps.app.goo.gl/drob4FKCe1CPVpMv8
• Paşa Lahmacun – https://maps.app.goo.gl/8AaNQQhZxDw8bXAg9

Yemek.com’un yeni videolarından hemen haberdar olmak için abone olun: http://bit.ly/1MH0ZfU

Sitemizi ziyaret edin: http://www.yemek.com

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ
• Instagram: http://www.instagram.com/yemekcom
• Tiktok: https://www.tiktok.com/@yemek.com
• Facebook: http://www.facebook.com/yemekcomm
• Twitter: http://www.twitter.com/yemekcom

Bölümler:
00:00 Giriş
00:28 Cafe Baygün
02:30 Lefkoşa’nın Meşhur Sandviççileri
02:42 Hamur
05:25 Büyük Han
06:14 Bandabuliya
07:49 Saraba
11:53 Özerlat Coffee
13:02 Ahmet Kanan Sütlü Mamülleri
15:13 Lefkoşa Sokakları
15:23 Bereket Fırını
16:15 Çember Restaurant
17:55 Mamülcüoğlu
21:54 2.Gün
21:57 Gustav Roasting Co.
23:51 Bereket Fırını
25:27 Sabır Lokantası
26:56 Kıbrıslıların Mekan Tercihleri
27:28 Budak Pastanesi
30:22 Yol Sohbetleri: Neden Lefkoşa
32:35 Altınöre Fırın Kebap
35:30 Yol Sohbetleri: Kıbrıs Meyhane Kültürü
36:42 Girne
36:50 Paşa Lahmacun
38:35 Kapanış

#kıbrıs #kktc #yemekturu
Kıbrıs’tan herkese selamlar. 10 numara ortamlar videosunda şahane Kıbrıs yemeklerinden bahsettik ama Kıbrıs’a gelmişken restoranlarını gezmeden de olmaz. Detaylar, fiyatlar hepsi videonun içerisinde. Hemen başlayabiliriz. Hemen? Hemen. Aman diyeyim trafik tersten geliyor. Sağa bakıyoruz. Güne Kıbrıslılar gibi başlayacağız. İlk durağım Cafe Baygün.

Şimdi burada bir ekmeğe var bir de çöreğe varmış. Bir tane karışık pastırma rica edeyim. Çöreğe olsun lütfen. En sevdiğim tane çöreğe. Lütfen. Çöreğe pastırma. Aynısını söyledim galiba değil mi? Doğru söyledik o zaman tamamdır. İyi, hızlı yakaladık.

Şu sarı gördüğümüz bikle dedikleri. İçerisinde böyle hardallı turşu şeklinde sebzeler var. Muhteşem kokuyor. Erimiş hellim, içerisinde pastırma, domates, turşu, beef dedikleri konserve et salam gibi bir şey de var. Tavuk da var içerisinde. Bak şuradan çok gözükmüyor olabilir ama haşlanmış tavuk var. Ve burada pastırma dedikleri aslında şu. Sucuk şeklinde olan. Bu da beef.

Çok enteresan bir deneyim. Ekmek çok lezzetli. Çıtır çıtır. Beyaz ekmek değil bu. Biraz böyle esmer bir ekmek. Çörek dedikleri için de belki aslında farklı bir ekmek türü. İçerisinde şu anda bak böyle şıkır şıkır o bikle’nin o turşulu hardallı suyu akıyor. Malzemesi inanılmaz dolu yani. Tavuğu hissediyorsunuz.

Arada peynir. Peynir değil pardon çok affedersiniz. Bunu öğrenmiştik. Hellime peynir demiyoruz. Hellim hellim. Hellim var. Hellim yumuşacık, tuzsuz. Beef var. Beef’in tadı benim ağzımda. Evet çok muhteşem değil. Olmasa da olur. Beef’siz de yer miyim diyelim. Ancak o sucuk şeklindeki pastırma dedikleri et olağanüstü.

Tabi burada öğrendiğim kadarıyla Kıbrıs’ta böyle bir genel güne başlangıçın kahvaltı kültürü çok fazla yok. Hep sandviçlerle ilerleniyor. Pastanelerde de böyle bizim bildiğimiz gibi poğaçalar, açmalar vesaire de çok fazla yok. Bundan bir tane yediniz mi bir gün boyunca toksunuz. Net. Bir de turşular.

İnanılmaz yaygın. Kerevizin kökü çok fazla tüketilmiyor. Aksine sapı her yerde bulunuyor ve onları da genelde turşu olarak tüketmeyi seviyorlar. Bunun gibi ağır, yoğun, lezzetli bir sandviçin yanında böyle ufak ekşilikler de şahane gitmiş. Böyle sadece kahvaltı değil, günün her saatinde bu tarz sandviçler yeniyor. İşi biliyorlar.

Biz şimdi Baygün’e geldik ama bu tarz sandviç işlerden burada çok var. Mesela meşhur olanlardan bir tanesi Ertaç var. Bir tane de Kaptan sandviç var. Size hangisi yakınsa onlardan birini tercih edebilirsiniz. Genelde benzer sandviçler yapıyorlar. Şimdi ekmek arası yedikten sonra biraz daha hamur yemeye gidelim. Nereye gideceğiz? Hamur’a. Adı üstünde, hamur.

Buranın bu arada ambiyansı çok hoş. Böyle eski tarihi bir bina içerisinde. Burnunuza böyle kızarmış, haşlanmış hamur içi kokuları geliyor. Ben şimdiden yemeden etkilendim. Çok iyi duruyorlar yalnız. Porsiyon porsiyondur hocam. Muhteşem kokuyor, muhteşem. Şunun kokusuyla 24 saat durabilirim yani. Kızarmış hamur. Ama önce bunu soğutmayalım.

İçerisinde tuzsuz lor, üzerinde hellim, incecik hamur ve bolca kuru nane. 3 tabak falan yersiniz. Kıymalı, hellimli, norlu. Dıştan bakınca evet ya çibörek’e benziyor diyebilirsiniz ama iç harcın hiç alakası bile yok. Daha böyle kıyma kıyma, soğan soğan. Kıyması bol, soğanı az. Biraz tuz, biraz karabiber. Efsane lezzetli. Bundan bir tane soslu deneyeceğim.

Bu böyle yemek gibi oldu. Bambaşka bir hale geldi. Sos çok lezzetli, yoğurt çok güzel. Sert bir yoğurt, süzme yoğurt. Şu an biraz daha öğlene yakın saatlerdeyiz. Ben böyle sade sade tık tık atardım. Kahvaltı niyetine. Öğleden sonra akşam yemeği gibi yemek istersem de böyle soslusunu yerdim. Her ikisi de çok lezzetli.

Daha kaç yere gideceğiz? Hepsini bitirirsem yandık. Ooo. Hellimli de yine kuru naneli. Malzemesine dolgun. Muazzam görünüyor. Hafif yine böyle içerisinde hellimle beraber yumuşacık lor da var. Nor var. İyice artık beynim yandı burada. Bunlar yağda kızarmış ürünler. Hiç parmaklarımın neresi yağ yok. Ve tatlı olan. Bunun içerisi sadece norlu. Biraz da tarçın var.

Şeker de var. Özellikle böyle tarçınlı, yumuşak, hafif böyle biraz da böyle süt tadı gelsin seviyorsanız, muazzam bir kızartma. Bunun var ya böyle ufak ufak yapacaksınız. Böyle tap tap tap tap tap seri atarsınız. Seri. Muazzam. Hadi Mete soğutmadan sen de tadına bak. Üstündeki peyniri çıkardığın zaman Gürcistan’da, Tiflis’te yediğim şeylere benziyor.

Lezzetli baya. Şunları yiyeyim, gözüm bunlarda kaldı. Kokusu, görüntüsü dediğim gibi biraz çiğ böreğe benziyor ama iç harcı çok farklı. Sulu sulu değil. O yüzden bunu daha çok sevdim ben açıkçası. Evet. Tatlı. Hımm. Hıhıhı.

Daha ısırırken tarçın geldi ağzıma yüzüme. Böyle tek başına da yenir ama üstüne böyle bir vişne sos falan çok güzel olmuş. Ellerine sağlık valla yapanların. Çok sessiz, çok sakin. Tabii sezon dışında olduğumuz için de olabilir. İnanılmaz böyle bir huzur sesi var burada.

Böyle şey gibi değil mi? Evet burası Selçuklu. Hayır öyle değil. Şimdi biz çok güzel ev yemekleri yemeğe gideceğiz ama eğer ki buradaki bu tarihi dokuda yemek yemek istiyorsanız burada Sedirhan var. Burada yemek yiyebilirsiniz. Biz devam edeceğiz.

Burası Surlar içi yani tarihi bir mekan. O yüzden çoğu restoran biraz daha turistik. Her şeyi bulabiliyorsunuz. Ancak benim gibi böyle sadece Kıbrıs’a özel yemekler yemek istiyorsanız da

Onları da bulabileceğiniz bir iki nokta var. Bir tanesi Büyükhan’ın içerisindeydi. Bir tanesi de bizim gideceğimiz Saraba. Yalnız şurada güzel. Kapıda bir belediye pazarı yazıyor. Pazara girerim her türlü. Böyle yerlerde hemen burnunuza bir aktar kokusu geliyor. Galiba biraz sakin. Biraz boşluk. Şimdi yorumlar gelecek; “Şefim şeyin önünden geçtiniz, orayı görmediniz.” Arkadaşlar bazen fark etmeyebiliyorum.

Yani elimde iyi kötü uzun bir liste oluyor. Bunların içerisinden seçerek ilerliyorum. Hepsine uğramış olma ihtimalim yok zaten. Ancak kaçırdığım yerler varsa siz yine yorumlara yazın. Hiç bilmiyorum, ben öyle yürüyorum ne olacak abi. Keşfetmek böyle bir şey, yürüyorsun. Olmazsa, geri yürüyorsun. Tabana kuvvet dediğimiz şekilde. Sucukların yanından geçerek şuradan çıkarız gibi geliyor.

Pastırma da olabilir. Sen bizi nasıl buldun ya hemen? Valla. Geziyoruz. Senin önerdiğin yerlere de gittik. Şimdi Saraba’ya gideceğiz. Saraba. O zaman gel beraber gidelim. Turgut’u hatırlıyorsunuz değil mi? Annesiyle, Figen ablayla şahane yemekler yapmıştık. Şey var, şu büyük han içerisinde bir tane Kenan mı ne var sütlaç yazıyor. Sütlü tatlılar yazıyor.

Güzel mi orası? Böyle kocaman sütlaç yazınca bir gaza geldim ben. Bu arada üstüme yakışan bir araba buldum. Ceketime göre araba şey yapıyoruz bundan sonra. Şuralarda bir yerde gibi duruyor. Tanışırız. Ben teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın. İsminiz? Çok memnun oldum Beste Hanım. Mete sen… hadi sen söyle. Biz buradayız. Saraba nerede? Arkası mı acaba?

İşte bence burası. İşte doğru yerdeyiz. Saraba. Güzel bir kombo tabağı var. Kıbrıs köftesi. Efsane kızarmış duruyor. Otla karışık böyle bol kızarmış bir köfte kokusu var bunda. Daha önce dediğim hiçbir şeye benzemiyor tadı. Kıyma var. Biraz bulguru daha yoğun hissediliyor. Patates içerisinde erimiş gibi.

Ve yine en dipten gelen böyle birazcık kişnişsel bir tat var ama böyle yine asla yoğunluğu yok. Buradaki kişnişleri çok fazla kullanıyorlar ama kişnişlerde böyle yoğun baskın bir lezzet yok. Çok yağlı bir köfte onu söyleyebilirim. Aşırı sıcak havada yenmez. Bu havalarda güzel.

İçinizi ısıtır. Ağızda çok hoş bir tat bırakıyor bu arada. Yani geriden kalan lezzet çok enteresan. Kıbrıs’taki yemeklerde genelde böyle bir son bitim tadı var. Damakta hep böyle farklı bir tonla bir böyle aroma bırakıyorlar. Aromatik otları iyi kullandıkları için olabilir bu. Kıbrıs patatesi önemli.

Patates çok lezzetli. Yumuşacık. Dışı çıtır falan değil. Dışı da yumuşak. Köftede tuz sorunu yok diye buna da atılmıştır zannettim. Damaktaki eriyişi neredeyse bir püre kadar yumuşak ve net bir patates lezzeti var. Yani böyle eskiden böyle patatesler vardı. Böyle yediğiniz zaman çok güzel patatesin tadını alırdık.

Şimdi yediğimiz patatesler de çoğu zaman dümdüz yumuşak bir lezzeti alıyoruz ve patatese dair bir tat yok, koku yok. Bunda net bir patates kokusu var. Yalancı dolma. Burada niye yalancı dolma deniyor? Etsizse yalancıdır diyorlar. Yalancı malancı. On numara sarma. Ekşi, dolu dolu, hafif domatesli, içi yumuşacık. Yapraklar ipek gibi ince. Kesinlikle yalancı dolma mükemmel.

Kıbrıs köftesini şimdi bir daha deneyeceğim bu ekşiliğin üzerine. Acaba böyle üzerine ekşi bir şey mi istiyor diye merak ettim çünkü. Ekşilik istiyor bu köfte. Salata ekşi mi? Üzerine belki biraz limon ya da yanında bol limonlu bir salatayla kesinlikle birleşince çok daha iyi oldu.

Damağımdaki bu yalancı dolmanın ekşiliği ile bile birleşince kesinlikle daha dengeli bir hale geliyor. Böyle kızarmış şeylerde birazcık ekşilik kattığınız zaman dengesi kolaylıkla ayarlanıyor. Burası tamamdır. İşte asıl beklenen yemek. Molehia. Oh be! Enteresan kokuyor. Daha önce hiç kokladığım bir şeye benzemiyor. Hafiften kınasal notalar var üzerinde.

Böyle kına kokusundan çok hoşlanmayan biriyim ben. Bu notalar şu anda beni birazcık itiyor. Tadını merak ediyorum. Tabii ki tadına bakacağım. Güzel bir kuzu suyunda pişmiş gibi duruyor. Şurada bir kuzu parçası da aldım. Turgut dedi ki bunu pilavsız yeme dedi. Önce ben bir sade tadına bakarım dedim. Gerginim. Bol ekşi bir tadı var.

Damağınızda böyle otsu bir lezzet bırakıyor. Ancak çok yumuşak hale geldiği için yemesi de epey kolay. Damağımda bıraktığı bu ekşilik hissiyatı çok hoş. Onu çok beğendim. Şimdi etiyle de beraber tadına bakacağım. Etle kesinlikle daha lezzetli. Bir de pilavla yiyeceğim. Pilav kesinlikle işe yarıyor. O ekşiliği de dengeliyor. Ekşi, lezzetli suyu olan

Tavuklusu da yapılıyormuş. Etlisi de yapılıyor. Sadesi de var. Genellikle pilav da tüketiliyor. Özellikle sebze yemekleri, etli sebze yemekleri, otlu yemekler seviyorsanız kesinlikle deneyebilirsiniz. Kokusu benim için biraz zorlayıcı olsa da bakın hala. damağımda öyle güzel bir ekşilik bırakıyor ki o ekşiliğin yedirme hissiyatıyla beraber sürekli tadına bakmak istiyorum.

Askerdeyken bize ıspanak verirlerdi. Tam onun rengine benziyor arkadaşlar. Ama hayır rengi görüntüsü ıspanağa benziyor. Yok yok bakayım yok yok. Yok. Bir çatalla yemeyeceğim. Teşekkürler. Ulusal Mori’yi seviyor musun? Aşırı. Çok seviyorum. Çocukluğumdan beri mi seviyorsun? Ayı da en az 2 kere ya da 3 kere minimum.

Yeme potasiyelimiz var yani. Evde de pişen aşırı şekilde. Bana afiyet olsun. Mekanımız buraların yerlisi Özarlat. Çift kar olmuş sade kahve rica edeyim size. Çift kar olmuş sade kahve. Yanında tatlısızlı ister misiniz? Tatlı isterim. Ne var tatlı? Çikolatalı kek, havuç. Tamam bir tane çikolatalı kek rica edelim.

Büyük gözükebilir. Benim için anca gelir. Tam benlik. Yumuşacık portakallı kakaolu kek ve şerbetli. Tam böyle ortadan vuran bir şekeri var. Kakao suyla beraber inanılmaz dengeli. Kesinlikle porsiyon normal hocam. Bunu seven için bu porsiyon iyi.

1917’den beri Özarlat kahve. Kendileri kavuruyorlar. Bu tam benlik bir Türk kahvesi. Acı kahve. Damakta uzun süre kalacak cinsten bir kahve. Bayıldım.

Kesinlikle çift kar olmuş olduğunu hissettiriyor. Bir tık böyle bitter aroması var ama böyle yanık gibi ya da aşırı böyle kavruk bir tadı yok. Damakta çok güzel bir raya bırakıyor. Tam böyle dört dörtlük bir Türk kahvesi. Özellikle böyle güzel portakallı, kakaolu, yumuşak bir tatların yanında da efsane gitti. Bu havada da burada oturulur. Aa!

Açık. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Burası büyük hanı içerisinde. Rivayete göre her zaman tatlıya rastlayamayacağınız. Ancak sütlaçları özellikle ekmek kadayıfı şahane olan bir yermiş. Ve şimdi sordum her ikisi de varmış. Şanslıyız sütlaçla yiyeceğiz. Ekmek kadayıfı da yiyeceğiz. Çay içeriz? Çay.

Bol tarçınlı. Ekmek kadayıfının tadı tam hissediliyor. Çünkü bizdeki ekmek kadayıfları genelde karamel yapılmış şekerden şerbetle ısıtılıyor. Böyle değil. Bu doğrudan normal şerbetle ısıtılmış. Yani hamurunun tadını alabiliyorsunuz. İçerisinde de kaymak yok. Bir lor kreması var. Pardon nor kreması var. Nordur değil mi hocam?

Nordur, nordur. Nor kreması var. O kadar ipeksi, hafiften böyle neredeyse Cheesecake’de doldurulmuş bir ekmek kadayıfı gibi hissediyorsunuz. Ve şeker o kadar hafif ki bundan dört tane. Falan böyle aç karnına yerim. Ama gözüm hep sütlaçta. Dünyadan ben sütlaça bayılırım. Kıvamı birey sütlacı.

Soğuk bile değil. Ilık böyle oda sıcaklığında. Gözlerim dolacak şimdi. Şekeri varla yok arasında. Birazcık yokun üst sınırında. Yumuşacık süt. Böyle neredeyse kaymakla pişirilmiş gibi. Pirincine dolgun ama asla yapa değil. Tane tane. Bu benim yaptığımdan da uzun zamandır yediğimden de çok çok üst seviye bir sütlaç.

Sütlaç seviyorsanız, şuradan geçiyorsanız, buranın kapısı açıksa, bu sütlaçı da yemiyorsanız gerçekten büyük kayıp. Sen buradan yemiş miydin daha önce? Nasıl hissettiren bir sütlaç bu? Hafif. Yani üstüne yedikçe yesi gelir insanın. Peki ekmek kadayıfı mı sütlaç mı sence? Ekmek kadayıfı. Doğrulu diye mi daha çok seviyorsun? Evet.

Bence hala sütlaç. Tamam ekmek kadayıfı çok lezzetli. Onun da şekeri çok dengeli ama bir sütlaç açığı içinde çantaya koysam mı diye düşünüyorum ki ben hiçbir yerde bir şey taşımam ya. Yok bunu da taşımam. Derim. Sokaklar şahane ya. Burası çok daha öyle korunmuş. Normal insanlar yaşıyor ama. Evet yaşar. Evet. İşte bereket.

Gulleri yiyecektim ama gulleri yiyemiyorum ya. Bereket erken kapatıyor. Pilavuna yiyecektim. Yiyemedim. Pilavuna aslında bir peynirli pide. Bu pilavuna peyniri deniyor. Gulleri nedir hocam? Amuru ince yılan gibi yaptıktan sonra. Amuru ince yılan gibi. Simit gibi gulleri yiyor. Üstünde şey yok. Tuz hamuru ya da karacokçosu falan yok yani.

Karacokçoyu biliyorsunuz. Karacokçoyu çörek otu. Burası da çok hoş bir fırın aslında. Minnacık bir fırın. Sabah 5.30-6 gibi açıyorlar. Şu an saat kaç? Saat 2.30. Ürün bitmiş. Kapanmış.

Gelirseniz burada da çok güzel hamur işleri var. Onların tadına bakabilirsiniz ama sabah çok erken saatte uğramanızı tavsiye ederim. Buranın adı Banda Bulye diye geçiyormuş. Biz belediye pazarı dedik. Bana diyorlar ki Banda Bulye’ye girdiniz mi? Dedim bilmiyorum girdim mi acaba? Girmişiz.

Araba geliyor dikkat. Burada arabalar hep tersten geliyor. Kurgut. Bir şeftali kebabı yemeye gidelim. Vakti geldi. Ooo kokusu geldi. Kokusu geldi. Mekanımızın adı Çember.

Çılgın kokuyor çılgın. Anlatamam. Böyle ağzımın suyu fışkıracak. Bu gelir gelmez kamera arkasında Mete dedim ki hemen ben buna dediğim gibi Kıbrıs sokumu yapıyorum. Ama şu yoğurdun tadına önce bakacağım. Çok efsane duruyor. Yoğurt dediler gene

Nor kıvamında bir şey bu. Sanki böyle kaymaklı yoğurdun üstündeki o 1.5 santimalı kaymağıyla beraber az yoğurtla çırpmışlar da tabağa sürmüşler gibi. Bak şimdi. Dur dur. Kendimi kaybediyorum. Tabana şöyle bir yoğurdu çekelim. Bir tane şeftaliyi alalım. Şöyle iki parça domates. Sumaklı maydanozlu soğan. Şöyle tuzumuzu atalım. Ve olmazsa olmazı

Limonsuz yemeyin dediler. Kıbrıs sokumumuz hazır. Turgut uygun mudur böyle yemek? Uygundur dedi. Sulu sulu böyle bir kıymalı karışım. Dışında kuzu gömlek yağı, mangal mı odunun tadıyla beraber çıtır çıtır olmuş ve sıcak sıcak nasıl biliyor musunuz? Böyle damağınızdan, dilinizin arkasından doğrudan şöyle akıp gidiyor. Bu tabağın tamamını bir kişi yer. Onu söyleyeyim.

Kesinlikle bir porsiyon yetmez. Şunun rengine bakar mısın? Limonumuzu yine sıkıyoruz. Kesinlikle marinasyonunda hiçbir malzeme yok. Doğrudan ateşin üzerinde, ateşin tadı geçmiş içerisine. Sadece tuz, et ve limon. Çok yürümedik. 10 adım sonra da hemen tatlıya ulaştık. Mamilcoğlu’ndayız. İçi dolu, 104 yıllık bir geçmişi var. Karışımı da sadece babada var şu an. Babayla annem yok.

İçerisinde badem, pötür, insanlar gele gele içi dolu olanlar, içi dolu olanlar diye diye. Haa! Onu bilen kişi sayısı hala 2 mi? 1 mi yoksa? Siz misiniz sadece? Güzelmiş. Güzel hikaye. O zaman çok özel bir tatlı ile başlayalım. İçi dolu ile. Üzerindeki katman bir pızır şekeri var. Tavanın epey ince duruyor.

İstiyatı da epey ağır. Öncelikle bu kadar pızır şekerinin manasını anladım. Bunun içerisinde şeker yok. Hamurunda da şeker yok. İrmikli ancak kıtır kıtır olmayan, biraz daha esnek, yumuşak bir hamura yapılmış.

İçindeki badem miktarından size bahsedemem. Yani tamamı badem burada gördüğünüz malzemenin. Ve kavrulmamış badem. Bu nedenle ısırdığınız zaman ve piştiği zaman daha yumuşak hale gelmiş. Ve muhteşem bir,

Artık Kıbrıs’tan öğrendiniz bunu, çiçek suyu tadı geliyor. Mis gibi kokuyor. Her ısırdığınızda damağınızın sıcaklığı ile beraber çiçek suyu kokusu da damağınıza yayılıyor. Saf badem tadı ile beraber böyle alttan gelen irmikli o hamur.

Muhteşem bir birleşim ama puda şekeri bu. Buradaki tamamlayıcı, yani bunun puda şekeri az olursa şekersiz olur. Şekerle beraber kurabiye hissiyatını veriyor. Tabii mamül deyince bizim aklımızda hemen

Mersin’de yediğimiz mamül geliyor. Hiç alakası yok. Yani bu mamül değil zaten. Burada içi dolu diyorlar buna. Muhteşem ve güzel bir hikayesi var. Hala tarifini bilen bitkiçi kalmış. Mekanı sahibi. Ve pilavına.

Gördüğünüz gibi böyle peynirli hamur bütünleştiği için kapman kapman peynirler içerisinde gözüküyorlar. Daha önce de Kıbrıs ev yemeklerinde öğrendiğimiz gibi burada böyle poğaça varı şeyleri çok fazla hamur hamur yemeyi sevmiyorlar.

Malzemesine dolgun olacak dediler. Bu da aynen öyle. Az hamur bol peynirle birleşmiş. Epey peyniri görebiliyorum. Peynirler hamurun içine erimişler çünkü. Çok farklı bir lezzeti var. Asla tuzlu değil.

Gayet damakta yeterli bir tuz var. Tuzsuz da değil. Kenarları kıyır kıyır. İçerisi peynirden ötürü yumuşacık olmuş. Hem hellim var hem kalar peyniri varmış içerisinde. Ve yine kişniş var içerisinde.

Kişniş asla ilk ısırdığınızda gelmiyor. Yuttuktan sonra genzinizle çok hoş bir tat bırakıyor. Eğer bu tarz tatları seviyorsanız böyle farklı peynirle birazcık da aromatik. Bu tam size göre. Bakalım içeride en çok ısrar alan bu badem ezmesi nasılmış? Lokum kadar yumuşak. Dişinizi değdirdiğiniz andan içerisinden gidiyor. Dışarısında şekerle kapladıkları için şeker böyle çıtır çıtır geliyor.

Hiçbir böyle acı badem esansı ya da eklemesi de olmadığı için çok lezzetli, çok naif, sade bir badem ezmesi. Ve bu çikolata. Çikolatalı bomba yani türlü. Bakalım türlü türlü huyu var mı içinde?

Bu tam benlik. Kuru yemiş kek parçaları. Bol çikolata. Yumuşacık bir top. Sonra bir daha çikolataya bulanmış. Canım böyle kakaolu, çikolatalı bir şey çekiyor. İçerisinde de yemişler olsun. Hafiften de böyle kek gibi bir hissiyatı olsun diyorsanız, türlü tam size göre. Patlıcansız. Darbata istiyorlar ya. Abi şekerim bir anda yükseldi ya şu anda.

Bunun da çok güzel böyle bir aromatik koku var. Bakalım neymiş? Bu tam çaylık. Altındaki hamur kurabiye hamuru gibi. Şekeri neredeyse yok gibi. Çok az şekeri var. İçerisindeki dolgusu

Böyle ceviz, tarçın, böyle yapış yapış bir hali var. Isırdığınız zaman o yapışıklıktan kıyır kıyır bir noktaya doğru ilerliyorsunuz. Her seferinde mesela bunun bir tanesiyle 4 tane çay içersiniz. Yani anlayacağınız mamilcoğluna gelirseniz kalabalık gelin. Tezgah şahane. Bunlardan söylersiniz. Bir de içeride söyleyemediklerim var. Güzel. Kalanları da paket yaptık.

Yeteri kadar şeker yüklemesi olduğuna göre artık yarın sabah görüşürüz. Bu sefer güne benim tarzımla başlıyoruz. Güzel bir kahveyle. Buradaki en güzel kahvecilerden bir tanesi. Gustav’a gidiyoruz.

Galiba Lefkoşa sabahları burada toplanıyor gibi bir durum var. İçeride inanılmaz kalabalık. Yalnız kahveyi yapılırken izlemek de efsane keyifliydi. Bu tarz böyle Japon stili ice cold dediğimiz bu demleme kahveleri her yer düzgün yapmıyorlar ama burada çok özenle yaptılar. Çekirdekli seçebiliyorsunuz. Bütün aroma bir anda ağzımda yayıldı. Ve zeytinli hellimli.

İki günde Kıbrıs hamuruşlarını çözdüm. Çok hamurmuş gibi gözükse de efsane malzemesine dolgun. İçerisinde erimiş hellimler, bolca zeytin, kişniş parçaları, biraz soğan. Hamurla beraber harmanlanıyor. Böyle poğaça gibi duruyor ama çok daha farklı bir lezzeti var. Her lokmasında davağınızda farklı bir aromaya neden alıyor. Bunun bir tanesi güne başlamak için yeter de artar bile.

Yalnız bunun çıtırtılı, dışı içinde bak üzüm de var. Ama burada üzüme ne diyoruz? Kişniş. Bunu nerede öğrendik? Hemen 10 numara ortamlar videosundan görebilirsiniz. Benim favorim bu. O kadar bol peynirli ki dokusunun içerisine bütün peynirler yayılmış böyle oluk oluk bu peynirlerin içerisinde eridiğini görebiliyoruz. Dış katmanda bu peynirlerden ötürü çıtır çıtır hale gelmiş.

Ve susamlarla beraber davağınızda bambaşka bir noktaya gidiyor. Çok güzel tatlılar da gördüm ama şimdilik tuzluyla başlayalım. Dün bereketin kapalı olmasına gönlümü eve vermedi. Bugün tekrar geldik ve açık. Bereket fırını. Asma altı. Bu

Burada içinde bir şey olmayan boştur oluyor. Boştur. Simit gibi ama pekmezli suda pişmiyor. Bagel gibi duruyor biraz anladım. Tamam. O zaman Lahmacununuz var mı? Burası lahmacun iyi. Eğer istersen.

Ama lahmacununu başka yere diyeceğiz. O zaman ben bir tane tahini rica edeyim. Bir tane de şu boş dediğinizden rica ediyorum. Önce şu içi boş simitimi yiyeyim. Isıttırdım da. İçi boş ama içi çok lezzetli. Böyle kişniş tohumunun tadı geliyor. Birazcık böyle muskat, anasonvari bir koku var. Dışı çıtır, içi yumuşacık.

Bunun yanında tuzlu bir peyniri gider, reçeli gider. Arasını yarıp böyle çok güzel sandviç yapabilirsiniz. Muazzam. Ve tahinli. Artık her yerde bir tahinli buluyoruz. Bu yine hamurun içerisine yedirilmiş bir tahin var.

Kat kat üstünden gözüküyor. Tahin altına da inmiş. Çıtır çıtır. Tam böyle muhteşem bir kahvaltılık çay yancısı. Yalnız burada kimi görürsem göreyim, bereket fırına gitmeden olmaz dediler. O nedenle açık bulduğum için de çok sevindim.

Pideleri var, lahmacunları var. Böyle hazırda tutukları hamur işleri var. Siz de buraya uğrarsanız önünden geçerken mutlaka bereket fırından damağınıza uygun bir şey bulabilirsiniz. Şimdiki durağımız

Dün aslında Çember restoranında da yiyebilirdim. Orada şeftali yedik, eşşiş yedik ama şiş köfte yiyeceğiz. Şiş köfte orada da çok güzel ama ben yeni bir mekanına daha görün istiyorum. O nedenle sabıra gidiyoruz. Mete sana hangi yapmışlar? Tek mi çift mi? Kumardan anladığım bu kadar. Tek mi çift mi?

Şiş köfte diye geçse de aslında bir kıyma kebabı. Ve sıcacık pita ekmeği arasında. O kadar özenli ve sulu pişirilmiş ki. Odunsu bir mangal tadı geliyor. Tap taze doğranmış maydanoz,

Soğan, yumuşacık ekmek. Ekmek ince olduğu için çok fazla ekmek de ısırmıyorsunuz. O böyle kebapsı köfteyi ısırmak muhteşem bir his. Hımm. Bana bayıldım. Dana et olmasına rağmen yumuşacık. Ve kesinlikle bu limon işini çok iyi bulmuşlar. Limonu sıktıktan sonra damağınız sulanıyor. Sulandıktan sonra tekrar ısırma ihtiyacı geliyor.

Tap taze o hissiyat ve ateş gibi köfteyle beraber porsiyon ilk geldiğinde gözüme çok büyük gelmişti ama iyi ki Mete birer tane söylemişiz. Bu bana anca yetecek. Şu anda mesela uçağa binip dönebilirim. Hiç pişman olmam. Duygusal bir yemek anıydı.

Çok uzun zaman yedim. Gerçekten en güzel böyle kıymalı kebaplardan bir tanesiydi. Daha bunun üstünde bir yemek daha yiyebileceğim düşünmüyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Bay bay. Şaka şaka.

Şaka, şaka. Yemeye devam edeceğiz. Ama burası çok iyiydi ya gerçekten. Şimdi size bir şeyden bahsetmek istiyorum. Restoran bilgilerini genelde buradaki yerel halktan aldım. En sevdikleri yerlerden güzel bir derleme yapmaya gayret ettim. O nedenle aslında Kıbrıs’ta gerçek

Kıbrıslıların yemek yedikleri yerlerin çoğunun Lefkoşa’da olduğunu anladık. Lefkoşa’nın dışına çıktığınız zaman biraz daha turistik yerler ağırlıklı olduğu için bildiğimiz pizzacılar, burgerciler ya da

Dünya mutfağı diye tabir edilen o büyük menü, restoranlar var diyorlar. Eskiden kalmış ustalıkları bulacağınız yerler hep Lefkoşa’da çıktı. Bunlar hep aklınızda bulunsun. Biz gezmeye devam ediyoruz. Burası yine otoban oldu. Koş!

Surlardan fazla uzaklaşamıyoruz. Şimdi surların az dışında 1956’dan beri burada olan bir pastaneye geldik. Burak Pastanesi. Bir hamur işi, bir et. Şeyimiz bu. Sistemimiz bu. Şimdi az önce sabırdan

Görmüş olduğumuz üç masanın misafirleri şu anda hepsi buradalar. Sistem bu. Şu sütlü börek. Sütlü börek. Yalnız ben yine seçmekte zorlanıyorum. Dondurmalar da çok iyi duruyor. Limonlu onu tavsiye ederim bu arada.

Sana limonlu dondurma alayım. Sen dondurma yer misin? Ben de bir tane bir kapı limonlu alırım. Limonlu tamamdır. Bir tane de gül ve kavun. Ben de gülün tadına bakarım. Hoşuma gitti o rengi.

Bu arada biz de nasıl sürekli sadece Ramazan’da güllaç görürüz. Burada tezgahlarda güllaç her zaman var. O hoşuma gitti. Her perşembe varmış hocam lütfen. Her zaman değil, her perşembe varmış. Onu da karıştırmayalım. Şerbetli güllaç. Enteresan. Tamam o yok. O başka zaman artık. Bir tane de bastiç alacağım.

Adı pastiche benzese de bizdeki pastiche ile iş alakası yok. Burada da bastiç diyorlar. Acı badem kurabiyesine benziyor. Hatta acı badem kurabiyesi yapıyorsunuz. Tamam onu yiyince anlayacağız. Ama adı bastiç diye geçiyor. Bir de bunun tadına bakalım. Çocuklar gibi şende. Bir yandan dondurmam elimde. Önümde. Neydi bu adı? Şey diyesim geldi.

Kıbrıs sütlüsü diyecektim. Her yerimin üstüsü sütlü börek var. Bir de bastiç var. Ama şu güllüğe varamadım. Gülün tadına bakması lazım. Güllü ve sütlü bu. Kavunlu daha sorbe gibiyken güllü olanın içerisinde süt de var. Güllü sütlü. Gerçekten güllaş seviyorsanız davağınızda şahane bir güllaş lezzeti bırakıyor.

Gördüğünüz gibi bunu dondurma ile yiyoruz. Ben dondurma ile böyle yiyeceğim. Sütlü irmik tatlısı vardır. Sadece süt, şeker ve irmik ile. Hatta burada ne diyoruz? Simit diyoruz. Çok az şekerli yapılmışı var içerisinde.

Dışarısı çıtır çıtır el açması. Baklava hamuru ve çok hafif bir şerbet. Yediğinizde bir kere daha ısırma ihtiyacı hissediyorsunuz. Çünkü tadı davağınızı gerçekten yormuyor ve dondurma ile uyumu da mükemmel. Özellikle güllü dondurma koydurmanızı tavsiye ederim. Çok iyi. Kıvamı gerçekten acı badem gibi. O yumuşaklığı, hissiyatı öyle. Ama acı badem kokusu yok. Tamamıyla

Badem ve şekerle hazırlanmış, içerisinde yumurta olan bir kurabiye diyebiliriz. Yumuşacık, bol şekerli. Buradaki adı da Bastiç. Çay yanına, kahve yanına şahane gider. Hediyelik olarak da alınabilir bence. Dondurmamı alabilir miyim? Yalnız

Ben bu her dönüşte yemin ediyorum tersten dönüyoruz gibi geliyor. Yolun içine içine dönüyoruz. Araba çıkacakmış hissiyatıyla. Burada araba kullanmaya alışmak yani bir hafta mı alır? Ama önce düz yollarda kullanmam lazım. Sonra dönüşler. Dönüşler çok ters. Artık Lefkoşa’dan birazcık daha, Lefkoşa’nın kenarlarına doğru çıkıyoruz. Fırın kebabı yiyeceğiz. Fırın kebabı

Aslında Kıbrıs’ın çok özel yemeklerinden bir tanesi. Şehir merkezlerinde çok fazla yapılmıyor. Birazcık daha etraftaki köylerde, böyle tek lokantalarda ya da bazı lokantalarda sadece haftanın belli günlerinde pişiyor. Şimdi hangi tarafa gidiyoruz? Hamitköy’de Altınöre’ye fırın kebabı yemeğe gidiyoruz. Yalnız hala tatlının tadı damağımda kaldı. O değil de

Tatlının tadını geçtim. Ben hala Sabır’ın köftesini de böyle şurada tutuyorum. O benimle ömür boyu gelecek yani. Sabır köftesi yılların eskilemediği tek lokasyon olabilir. Ama dükkanın adının da nereden geldiğini şey yaptım. Müşterinin sabırlı olması gerekiyor. Yani ustamız gerçekten işin hakkını vererek, acele etmeden her porsiyona aynı özeni göstererek, neredeyse

Yani mişle özeni gösteriyor. Her şişe, her köfteye. Ama o sabrettiğinizde de yiyor. O nedenle dükkanın adı tamcık oturmuş. Bu arada şimdi biz Turgut’un arkadaşlarıyla tanıştık. Ailesiyle sohbet ediyoruz. Ne yapıyorsunuz? Bize diyorlar ki ne yapalım, nasıl gider? Diyoruz ki yemek yiyoruz falan. Şuraya gideceğiz, buraya gideceğiz. Şuraya gideceğiz.

Kıbrıs yemeği yiyecekseniz Lefkoşa ve çevresi. Yani o nedenle Kıbrıs’a gastronomik amaçlı geliyorsanız, ben gerçek lezzetlerin peşindeyim diyorsanız, yolunuz denize doğru bile gitse öncesinde yemek yemek için aslında bu iç tarafta Lefkoşa’ya uğramanızı %100 tavsiye ediyorum. Daha yiyip de beğenmediğim hiçbir şey çıkmadı. Onu net olarak söyleyebilirim. Yine terse gidiyoruz.

Gerçekten olsun. Çok garip. Arabayı yine ben kullanıyormuş gibi yapabilirim he. GoPro’da yerim aynı. Yandakilerde şu anda beni böyle durduğumu görünce kadın bir şey yaptı. Strese girdi. Ters direksiyonluyum zannetti şu anda. Fırın kebabına gerek kalmadı. Şu ekmek ve mezarlık mükemmel. Şurada ufak bir sürprizim var. Arada siparişini verdim. O da birazdan sürprizli gelecek.

Sürpriz yani o kadar. Sürpriz. Bir parça da Gabbar humus ve çıtır ekmek. Humus biraz nohut edilmiş. Nohut gibi ama bu var ya bu. Mükemmel bir şey. Kapalin’in yaprakları yani. Burada Gabbar diyorlar. Tadı mükemmel gerçekten. Her evde de var burada. Sana helal olsun. Ekşi krema.

Çok eminim ama çok lime lime bir etle karşı karşıyayız. Bir parça tuz. Böyle bir tatla daha önce hiç karşılaşmadım. Bu eti yedikten sonra çok uzun zamandır yemediğimi anladım. Çünkü bir anda ben bunu kuzu eti gibi gördüm.

Bu bir oğlak eti. Tadı bambaşka. Kendine ait bir raiyası var. Oğlak olduğu için de aslında hani keçi sevmiyorum deseniz bile oğlakta o ağır tatlar yok. Tüm etin kendine ait has suyuyla, kemiğinin iliğinden akan suyla beraber bir de burada pişen patatesler var. Kıbrıs patatesidir. Fırın kebabı gerçekten çok özel bir lezzet.

Çok yoğun et tadı sevmiyorsanız yani etin böyle has tadını sevmiyorsanız size birazcık ağır gelebilir. Ancak benim gibi kelledir, uzun uzun pişmiş tandırlardır, kuyu kebapları seviyorsanız bu yemek de tam size göre sıra geldi sürprize. Geldi. Açıyorum. Açıyorum. Aç. Garabolli. Yani salyangoz.

O hızlı ilerletme tuşundan parmağınızı çekebilirsiniz. Yani böyle çok spesifik bir tadı yok. İçerisindeki bu sirkeli sosla beraber bir tadı var. Yani böyle ağzınıza çok garip bir lezzet gelmiyor.

Çok güzel bir lezzet. Buna güzel bir sarımsaklı sos yakışırmış. Mete vereyim mi tane? Yok teşekkür ederim. 4 tane takayım şöyle. Tekte. Tamam sen bilirsin o zaman. Ben soğutmadan devam ediyorum fırın kebabına.

Şeyi fark ettim. Burada efsane bir meyhane kültürü var. Ancak biz çok fazla değinemedik buraya çünkü meyhane kültürü gereği yani mezelerle masayı donatmak,

Içerideki etlerden yemek derken hani tek mekanda neredeyse videoda belki 2 mekanda videoyu bitirmek durumundayım. Ben de şeyi tercih etmek istedim. Daha çok fazla mekan görelim. Daha fazla Kıbrıs’a özgü lezzetin tadına bakabilelim. Ama burada inanılmaz bir meyhane kültürü var. Meyhane seviyorsunuz. Aynen de.

Peki mezeler standart mı genelde yoksa her meyhanenin kendine ait mezeleri de oluyor mu burada? Çoğunluk standart. Ama yaz ve kış dönemine göre de otlu, mantak dönemine göre de farklı özellikler var. Bir de orada genelde ızgara

Türü yemekler yeniyor. O nedenle aklınızda bulunsun. Kıbrıs’a geliyorsanız buradaki yerlere sormanız yeterli. Kıbrıslı birine hangi meyhaneye gideyim diye sorun. O kendi sevdiği meyhaneyi söyleyecektir. Standartın üstünde de güzel bir hizmet alırsınız benden söylemesi. Ve deniz göründü. Girneğe iniyoruz. Paşalaha macun.

Kağıt kadar ince, sıcacık. Muhteşem kokuyor. Bu yediğim hiç bile hamacuna benzemiyor. İçerisinde sadece kıyma var. Ama ne kadar yumuşak olduğunu anlatamam size. Ve içerisinde hiç yağ yok. Bu kadar yağsız, bu kadar yumuşak bir kıyma ben hayatımda yemedim. İnanılmaz bir lahmacun. Yani iki ısırıkta yok oldu.

Uçağa bile gelirim bunun için. Benim anladığım Kıbrıs’ta gerçekten geçmişten günümüze taşınmış böyle lezzet noktaları varsa ve özellikle babadan orada geçtiyse, belli bir kültür taşıdılarsa

Reçetelerde kesinlikle oynama yapmıyorlar. Ekstra üzerine işte biz de şunu getirelim, bunu getirelim ya da işte birazcık daha modernizeydim gibi hiçbir çabaları yok. Saf öz lezzetleri korumuşlar. İyi ki de korumuşlar.

Yolunuz neredeyse yani Kıbrıs’a indiniz vesaire Girne’ye uğrayacaksınız. Yani şu lahmacundan yemeden dönerseniz de gerçekten büyük kaybınız olur. Yani damağımda hala o şiş köftenin, işte fırın kebabının tadı varken üstüne bir de bunu artık anı defterime eklemiş oluyorum. Bol bol anlatırım. Girne’de bir lahmacun yemiştim diye. Şu kadar tok olmasam bundan 4 tane yerim.

7 tane. Şakası yok 7 tane de yenir. Katılıyorum. 4’te beni durduran neydi bilmiyorum ama 7 tane de yenir yani. Damağımda gerçekten şu anda o muhteşem lahmacunun tadıyla veda ediyorum ya çok mutluyum. Kıbrıs’ta muhteşem yemekler yedik. Kıbrıs’a özgü gerçekten şahane lokasyonlar gösterdim sizlere. Tabii ki onlarcası daha vardı ama bir video içerisine sığdırmak

Imkansız. Bu da mide tabii ki. Mutlaka ama mutlaka içlerinden birkaç tanesi seçin. Kıbrıs’a özel lezzetlerin tadına bakın. Bizden şimdilik bu kadar. Görüşürük. Bay bay. Yemeksepeti yanında, aklındaysa kapında.

KAYNAK

Tarifi Paylaş

“Kıbrıs'ta Ne Yenir Ne İçilir? KKTC Yemek Turu [2024] (Şeftali Kebabı, Molehiya, Pilavuna, Pirohu)” üzerine 34 yorum

  1. Videonun bir kaç yerinde bazı seslendirme denemeleri yapmışsınız gibi geldi. Ferhat Şef yemeği yerken düşüncelerini duyuyor gibi olmak ilginçti. Sevdim mi sevmedim mi karar veremedim. ????Ama eğer yapmaya devam ederseniz alışınca keyifli olacak sanırım. Ayrıca Ferhat Şef kadar güzel yemek yiyen bir Yasemin Şef bir de Refika var sanırım. Ama Ferhat Şef bir numara. Yemek bizim yaşam , iyi yemek de mutluluk kaynağımız. Bunun hakkını vermeyenleri, burnunun ucuyla yemek yiyenleri işte geleceğin gıdası diye öngörülen haplarla vb beslemek lazım. Boş yere kaynak israfı yapmasınlar. ????Mete'nin de tadım yapması çok iyi olmuş. sanki masada biz, şef olmayanları temsil ediyor gibi. Bu iki Kıbrıs videosunu izlemeyi mümkün olduğunca geciktirdim. Karşıma çıkacak lezzetlerin muhteşem, dayanmanın da bir o kadar zor olacağını tahmin ettim. Bugün kahvaltı soframdan güç alarak izledim. Tahmin ettiğim gibi her şey çok güzeldi teşekkürler. ????

  2. Çok güzel bir tur olmuş. Yıllar önce Kıbrıs’ta fırın kebabın yanında yediğim salatının içindeki o değişik aromalı çok güzel yeşilliğin ne olduğunu arıyordum taze Kapari otu olduğunu öğrenmiş oldum. Yerel değerleri sunduğunuz için çok teşekkür ederim.

Yorum yapın

Benzer Tarifler

Fırında Somon Balığı Tarifi

Fırında Somon Balığı Tarifi

FIRINDA SOMON BALIĞI TARİFİ MALZEMELER Doğranmış Somon (1kg) Patates Soğan Biber Sarımsak (Yarım baş) Karabiber (1 tatlı kaşığı) Pulbiber (1 tatlı kaşığı) Kekik (1 tatlı